Çevir sektörünün ayrışmaya değil, birleşmeye ihtiyacı var

  • Bu sayfayı Paylaş
  • Facebook'da paylaş
  • Twiter'da paylaş
  • Whatsapp'da paylaş
  • Google Plus'da paylaş
  • E-posta gönder
  • Linkedin'de paylaş

Blog

çeviri sektörü

Çevir sektörünün ayrışmaya değil, birleşmeye ihtiyacı var


Bazı zamanlarda paydaşı olduğum çeviri sektörü üzerine gözlemlerimi paylaşmaktayım. Son günlerde dikkatimi çeken bir konu üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Konu, sektör içerisindeki ayrışmalar ve bir türlü birleşemememiz üzerinedir. Dolayısıyla sorunlarımızın üzerine gitmediğimizi ve fazlasıyla ayrıştığımızı gözlemliyorum ve bu durum ne yazık ki geçen her saniye uçurumları derinleştirmektedir. Bu sebeple bu yazımda ayrışmaya üzerine yazmaya karar verdim. 
 
Çeviri sektörü, dışarıdan bakan bir insana çok karmaşık gelmeyebilir. Ancak bilindiği üzere meslekte birçok uzmanlık alanı bulunmakta ve bu alanların toplamı bu meslek grubunu oluşturmaktadır. Fakat dışarıdaki göz, sektörün içine girdikten sonra bünyesinde ne kadar karmaşık bir yapı olduğunu anlamakta zorluk çekmiyor. 
 
Mesleği ve sektörü, içinde bulunan bizler karmaşıklaştırıyoruz. Tercüme alanının genel problemi mesleki özelliklerden değildir. Esas olarak umutsuzluk hastalığına yakalandığımızı gözlemliyorum. Hem tercümanlar hem de tercüme bürolarında gözlemlediğim umutsuzluk, ne yazık ki öyle bir sinmiş ki bizim birleşmemize engel oluyor. Böylece sorunlarımız dağ gibi büyüyor ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor. Son zamanlarda sektör paydaşları ile atılan bazı olumlu adımlar sayesinde önemli kazanımları elde etme şansını yakaladık. Ancak bu oluşum için başlattığımız çalışmalar sırasında ve sonrasında aynı sorunlar ile yüz yüze geldik. Birincisi, problemlerin çözümü konusunda inançsızlık, ikincisi ve belki de en önemlisi daha önceki deneyimlere dayanan aldatılmışlık hissidir. Bu iki durum hem çevirmenlerin hem de çeviri bürolarının üzerine bir kara bulut gibi çökmektedir. 
 
Peki, bu düşüncelerde haksızlık payı var mı? Elbette yok. Bugüne kadar çeviri mesleği içerisinde pek çok dernek, birlik, federasyon kurulmuş, ancak herhangi bir soruna çözüm getirilmemiştir. Çözümsüzlüğün yanı sıra daha da ayrıştırma yoluna gidilerek yapılar korunmaya çalışılmış ve bizi sorunlar yumağının içine hapsetmiştir. 
Bugün, hemen her ilimizde çevirmenlik ile alakalı bir sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Bu kuruluşların tek başına sesinin cılız çıktığını biliyoruz. Ancak başka sivil toplum kuruluşları ile birlikte daha gür ve istediklerini net bir şekilde dile getiren bir yapı oluşturmak mümkündür. Günümüzde çevirmenlik sektörünün bir yasası, kuralı yoktur. Tüm sektör paydaşları olarak hepimiz güvencesiz şartlar altında bu mesleği daha ileriye taşımaya çabalıyoruz. Ancak bir olmadığımız her an kaybetmeye daha da yaklaşıyoruz. Örgütlü yapıların aslında örgütsüz hali ve bu durumu fırsata çeviren kişilerden dolayı, ne yazık ki sesimiz öylesine cılız çıkıyor ki bir haksızlık karşısında kısa süre için birleşiyor, daha sonra olay unutulunca yeniden ayrışıyoruz. Buna en yakın örnek, geçtiğimiz yıl yaşanan Yapı Kredi Yayınları olayıydı. Çevirmen Işık Ergüden’in haklarını elinden almak isteyen yayıncıya derneğinden bireyseline kadar hepimiz gerekli tepkiyi ortaya koyduk. Bu olaya hepimiz tepki gösterdik ancak daha ötesine geçebildik mi? Ne yazık ki cevap hayır.
 
Peki, ne yapmalıyız? Örgütlü yapıdan vazgeçmemeliyiz. Yalnızca tek kişinin ya da seçilmiş kişilerin konuştuğu bir ortamda hiçbirimiz bulunmak istemeyiz. Hepimiz, sesimizi duyurup, isteklerimizi daha gür bir ses ile dile getirebileceğimiz bir platformda bulunmalıyız.  Bizler içerisinde bulunduğumuz sektör itibari ile dünyayı birbirine bağlıyoruz. Ancak yanımızdaki çevirmenle iletişim kurmakta güçlük çekiyoruz. Çözümsüzlüğe bir çözüm getirmek hepimizin ellerinde, bu bağlamda ister bireysel ister örgütsel alanda olsun mutlaka birleşmeli ve ayrışmalara izin vermemeliyiz. 
Her dernek kendi bünyesinde çeşitli aktiviteler düzenlerken yalnızca bulunduğu şehre yönelik değil, farklı şehirlerdeki dernekleri de dâhil eden etkinliklerin içerisine girmelidir. Bu şekilde hareket edildiğinde hem sağlam temeller atılacak hem de birlikte hareket etmenin verdiği özgüven ile daha güçlü hissedilecektir. Ancak bireysel alana döner ve bu konuda ısrar edersek, önümüzdeki süreçte ayrılmaların ve problemlerin çözümü konularında kendimizi bugünkü noktadan daha geride bulacağız. Kısacası bireysel, kurumsal ya da örgütsel olarak mutlaka birleşmeli ve daha güçlü olmalıyız. İsteklerimizi ancak ve ancak bu şekilde elde edebiliriz. 
 
Taş Ali KOÇER 
Uluslararası Çevirmenlik Federasyonu YKB

+90 543 354 28 40